|
SUHEYB
İBNİ SİNAN RUMİ VE UBEYD GAZİ
İkisinin
de ashabın ilk müslümanlarından oldukları alimlerce bilinmekte olup halk
arasında da meşhurdur. Çorum şehrine çeyrek saat mesafede Hıdırlık
mevkiinde yüksekçe bir yerde defn edilmişlerdir. Mübarek türbeleri,
yanında bulunan cami zaviyeleri, Selçuklu sultanları tarafından inşa
ettirilmiştir. Ayrıca ziyarete gelenlere yemek verilebilmesi için
Köyarazisi, vakıf tahsis edilmiştir. Osmanlı Devleti tarafindan şehir
civarında bulunan, devlete ait arazi gelirlerinden türbedarlık vazifesi
için yıllık elli Çorum ölçeği ve aylık 300 kuruş tahsis edilmiştir.
Zamanla cami, türbe ve zaviye harap olmuştur. Bu durum Sultan
Abdülhamit Han'a bir mazbata ile arz edildiğinde yeniden bina inşa
olunmak üzere 150.000 kuruş ihsan buyurmuştur. Bununla cami, vaviye ve
türbe, yeni bir tarzda ve yeni baştan bina ve inşa edilmiştir. Mübarek
günlerde ve diğer zamanlarda sürekli ziyaret edilen bir ziyaretgah
olmuştur. Çorum'dan, köylerinden, yakın ve uzaktan çok ziyaretçi
gelmektedir.
Suheyb ibni Sinan Rumi hazretlerinin künyesi Ebu Yahya'dır. Musul'da
doğmuştur. Çocukluğunda Rumlar 'a esir düşmüştür. Rumlar arasında
yetişmesinden dolayı Rumi lakabını almıştır. Mekke 'de iken azat edilip
ilk iman edenlerden otuzyedinci olarak Hz. Peygamber 'in sahabeliği
şerefine nail olmuştur. Savaş ve barış dönemlerinde Hz.Peygamber 'e
hizmetten bir an bile ayrılmamıştır.Sonra dört halife devrindeki
savaşlarda da cihatlara katılmıştır.
Suheyb Rumi, Medine'ye hicreti esnasındaki fedakarlığı
üzerine, hakkında şu ayet nazil olmuştur;
"insanlardan öyleleri vardır ki Allah'ın rızasını almak için
kendini satar (feda eder)" (Bakara/207.Hz.Peygamber de onu;"Suheyb, ne
güzel kuldur.Allah'tan korkmasaydı bile asla ona isyan etmezdi." ve
"Ben, Arabın, Suheyb Rum'un, Selman da Acemin (iran'ın) öncüleridir."
buyurarak şan, şeref ve üstünlüklerini ilan etmiştir. Hz. Ömer'in
emriyle Hz. Peygamber 'in mihrabında imamlık yapmıştır.Bu durum Hz.
Osman dönemine kadar sürdürmüştür. Daha sonra Hz. Hasan Efendimizin
hılafeti Hz. Muaviye'ye bıraktığında onun emriyle Hz. Muaviye'nin
nezdinde kalmıştır. Onun tarafından istanbul'un fethine gönderilmiş ve
yetmiş yaşında iken ahirete intikal etmiştir.
Hadis ve siyer kitaplarında, Tarih -Ali diye tanınmış olan
Künhül'ahbar adındaki tarih kitabında Suheyb Rumi'nin Çorum'da medfun
olduğu kaydedilmektedir. Adı geçen tarih kitabında Selibolu Abdülmevla
oğlu Mustafa Ali'nin de açıkça belirttiği gibi "meşhur hadisci Yusuf
Bahri hazretleri de İstanbul fethi için Ankara vilayeti yoluyla giderken
veya gelirken Çorum şehrine defn oldukarını beyan buyurmuşlardır.
|
Alemdar-ı
Resulullah Suheyb-i Rumi'dir namı
Fahirlensün bu zat ile Çorum'un havası ile avamı.
|
MA'Dİ KEREP
GAZİ
Ashab-ı
kiramdandır. Mübarek Hıdırlık mevkiinin batı tarafında ahşap
türbesinde medfundur. Eskiden beri sürüp gelen adet üzere
ziyaretçiler, önce Kerep Gazi'yi ziyaret ederler. Sonra Suheyb ve
Ubeyd hazretlerinin kabrini ziyaret etmeye giderler.
Kerep
Gazi hazretleri, Yemen'in Zübeyd vilayetindendir. Mekke'nin fethinden
sonra Zübeyd elçisi ile Medine'ye gelip iman şerefine nail olmuştur.
Hz. Muaviye zamanında Ankara yolu ile istanbul'u fethe giden orduya
katılmıştır. Oraya giderken veya dönerken kabrinin bulunduğu yerde
şehit olmuştur.
Eski müftülerden Hacı Ali Efendi merhumun Taftazani'nin (Telhıs)
ına yazdığı şerhte açıklandığı üzere Hz. Peygamber 'in .Suheyb ne
güzel kuldur. Allah'tan korkmasaydı bile asla ona isyan etmezdi."
Hadisinin tercümesini ihtiva eden kaidesinde eskiden beri süre gelen
ziyaret şeklini açıklamıştır.
HACE
YUSUF BAHRİ EFENDİ
Manevi mertebesi yüksek, hadisci ve fıkıhçı alimlerdendir.
Kamus ve ihya-ı Ulum sahibi olan Şeyh Murtaza hazretlerinden mezun ve
onun halifesidir. Aslen Vezirköprü kasabasından olduğu halde Çorum'u
yurt edinmiş ve burada ders okutmaya başlamıştır. Yüce ilimierin
neşrinde sayılamayacak kadar çok zat kendisinden istifade etmiştir.
Kendisi çok nükteli konuşur, hazır cevap bir zat idi. Bu yüzden nice
hikmeti sözleri, kerametleri halk arasında meşhurdur. Kendisinden
duyulduğuna göre Şeyh Seyyit Murtaza hazretlerinin hizmetinde iken Hz.
Peygamber 'in sohbetine nail olmuş cin taifesinden bir zat ile
görüştürülmüştür. Onun için tabiinden kabul edilir. Hicri 1245 tarihinde
vefat edince Ma 'di Kerep Gazi Hazretlerinin " ayak ucuna bitişik kargir
türbesine defn edilmiştir. Bu türbeyi, 4 talebelerinden Derviş Mehmet
Paşa bina ettirmiştir. Kabri teberrüken ziyaret edilmektedir.
Yusuf Bahri Hazretleri, hadis ilminden Şifa-i Şerif üzerine bir cilt
şerh yazmıştır. Onu inceleyenler, ne derece kemal sahibi olduğunu daha
iyi anlayacaklardır.
SA'D b. EBi
VAKKAS
Ashabdan
cennetle müjdelenen on kişiden biridir. Asla başka bir kimse hakkında
rivayet olunamayacak olan "Ey Sa'd, ok at... Anam, babam sana feda
olsun, ( at )." Hadisinde anlatılan fazilet ve şerefe sahiptir. Çiriş
mahallesinde Bozacıoğlu evinin avlusunda bulunan türbesinde yatmaktadır.
Bu türbeyi tabur katibi Mustafa Efendi, ahşap olarak güzelce
yaptırmıştır. Bilirkişilerin ifadesine göre Amasya ve Canik
sancaklarından zaviyesine ait vakfıyesi varmış. Ama her nasılsa zamanla
bazı zorbalar tarafından ele geçirilmiş olduğundan hiçbir istifade
sağlanamamış, hiçbir gelir elde edilememiştir. Bu nedenle türbe ve
zaviyesi, ziyaretçilerin ve hayır sahiplerinin yardımı ile "idare
olunur.
Bazı güvenilir siyer kitaplarında Hz. Sa'd'ın Medine-i
Münevvere'de vefat ettiği açıkça belirtilmektedir. Uhud savaşında
kardeşi Akabe b. Vakkas, Hz. Peygamber' in dişini şehit etmiş ve oradan
Bizans ülkesine kaçmıştır. Hz. Sa'd, kardeşini yakalayıp öldürmek için
Bizans topraklarında onu aramıştır. Bazı tarih kitapalarında bu
araştırma sırasında vefat ettiği yazılıdır. Araştırma için Çorum şehrine
gelip gitmesi mümkün olduğundan Çorum'da merhumun bir makamı veya
gerçekten kabri olması da ihtimalden uzak değildir.
LENDUHA
SULTAN
Tabiinin
kahraman gönül erlerindendir. Muhammed Hanefi hazretlerinin de
arkadaşlarındandır. Hacı Kemal mahallesinde ahşap türbesinde medfundur.
Vakfı olmadığından hayır sahipleri tarafından yapılan yardım ve
bağışlarla idare olunur. Türbesinde özellikle Ramazan aylarında öğleden
sonra hafızlar tarafından Kur 'an-ı Kerim okunur. Kabri ziyaretgahdır.
SEYYiT OSMAN
EFENDi
Hoşafcızade
diye meşhurdur. Asrının vera ilmi sahibi ve kemal ehlindendir. Hicri
1186 tarihinde vefat edince Ulu Cami kebirin doğu tarafındaki pencerenin
önünde hazırlanan kabrine defn edilmiştir.
Kerametlerinden olarak leylek kuşlarının geliş ve dönüş
günlerinde ziyaret için Azapahmet mahallesindeki evine, daha sonra
yuvalarının bulunduğu yere gittiklerini görenler halen
.anlatmaktadırlar. Bugün evlatları tarafından kullanılan evinde onun
oturduğu makamı mevcuttur.
KARA
MÜFTÜ
Asıl adı
Abdulkadir'dir. Nakşibendi halifelerindendir. Cami kebir deki sakal-ı
şerifin önünde her gece nakşibendi zikri ve hatm-ı sıddıkıyye icra
ederlerdi. Bir gece insanlık icabı, adetlerine muhalif olarak vaktinde
gelemedi. Arkadaşları gelip meşgul olmaya başlarlar. Bu sırada müezzin
efendi, o gece tesadüfen ezan vaktinden önce gelir ve bir direğin
arkasına gizlenerek oturur. Bu şekilde toplandıklarını daha önce hiç
görmediğinden bunlar kimlerdir ve toplanmalarının sebebi nedir diye
düşünürken sohbet ehlinde birisi; Kara Müftü halen gelmedi, der. Şurada
gizlenen müezzin efendi gitsin, onu çağırıp getirsin, derler. Birisi
gelip müezzin efendi git, müftü Abdulkadir Efendi 'yi buraya çağır, der.
Bunun üzerine müezzin efendi derhal gidip kapısını çalar. Kara Müftü,
müezzin efendi, geliyorum, der. Bir müddet sonra kapıyı açar. Beraberce
caminin kapısına gelirler. Pabuçlarını eline almak bahanesiyle yüzünü
müezzin efendiye çevirip ona hitaben; bu sırrı bir kimseye söylersen
zarar görürsün, diye tenbih eder. Evde annesi müezzin efendiyi endişeli
ve düşünceli vaziyette görünce sebebini sorması üzerine olayı anlatıp
sırrı ifşa eder. O anda da vefat eder. Bu olayannesi tarafından
anlatıldığı için halk arasında çok yaygındır.
Kara Müftü Abdulkadir Efendi, kırk sene aralıksız fetva makamında
görev yaparak güzel hizmetlerde bulunmuştur. Edeb ilminden Velediye
Risalesi üzerine bir şerh de yazmıştır. 1201 tarihinde vıefatı üzerine
Suheyb Rumi hazretlerinin türbesinin kıble tarafında Hıdırlık
mezarlığına defn edilmiştir. Kabri halen ziyarete açıktır.
Not: Kara Müftü 'nün kabri Ulu mezar'dadır.
HACI
ÇELEBi OĞlU BEYLER ÇELEBi
Şeyh Elvan
Çelebi hazretlerinin akrabasıdır. Osmancık kasabasında bir cami şerif,
Çorum'da bir medrese, bir zaviye ve bir Nakşibendi dergahı yaptırmıştır.
Hz. Peygamber 'in dördüncü alemdarı olan Suheyb Rumi hazretlerinin
türbelerini yeniden inşa edip ziyaretçilere ve konaklayanlara yemek
verebilmesi için Büğdüz, Horasan, Kılıçören ve Burun köylerini
vakfetmiştir. Vasiyeti üzerine ölümünde Suheyb Rumi hazretlerinin
türbeleri civarına defn edilmiştir. Halen kabri, herkesin ziyaretine
açıktır.
Kerametlerinden biri şöyle; Kabri harab olunca tamir için mimar
olarak tayin olunan Adalı oğlu Hüseyin, baş tarafına bir direk dikmek
ister. Ancak mütevellisi uygun görmez. Direğin kaldırılması istenince,
ben diktiğim direği kaldıramam, bu ustalığa yaraşmaz, diye cevap verir.
O gece ustanın rüyasında, merhum onun boğazını sıkarak ona serzenişte
bulunur. Ey arsız, o direği başımın üzerine niçin diktin, diye
korkutması üzerine sabahleyin o direği kaldırır. Sebebi sorulduğunda
olayı anlatınca kendisi de orada vefat etmiştir.
ABDÜLCEBBAR
DEDE (
Erzurumlu Sultan )
Erzurumlu
Sultan diye meşhurdur. Abdulkadir Geylani evladından olduğu kaydedilir.
Şehre çeyrek saat mesafede kendi çiftliği içinde ahşap türbesinde
medfundur. Vakfı olmadığından çoğunlukla ilkbahar ve yaz mevsimlerinde
artan ziyaretçiler tarafından kurbanlar kesilir, bağışlar yapılır.
Ziyaretçilere ziyafet çekilir.
ARAP
DEDE
Esved-i
Yemeni diye meşhurdur. Şehrin güneyine bitişik ahşap türbesinde
medfundur. Eskiden beri belde halkının adetine göre hac yolculuğuna
karar verildiğinde halk, onun türbesinde toplanır. Dualar yapılır. Yola
çıkan herkesin salimen dönmeleri için orada Allah'a niyazda bulunulur
idi.
Arap Dede, Zile'nin güneydoğusunda defn edilmiş olan Şeyh Nusret
hazretlerinin halifelerindendir. Arkadaşlarıyla tarikata sülük
edişlerinde şeyhleri, her biri değişik renkte bir taş bulup
getirmelerini emreder. Onlar da birer taş getirip huzuruna arz ederler.
Şeyh, o taşların her birini bir tarafa atarak onlara; o taşları hangi
şehirde bulursanız o şehre sizi halife nasb ve tayin eyledim. Orayı yurt
edinip yerleşiniz, diye ferman buyurur. Arap dede de Çorum şehrinde o
taşı bulur. Burayı yurt edinip yerleşir. Türbesinin olduğı yerde irşat
görevine başlar. Müslüman halka bu uğurda çok gayret ve çaba gösterir.
Bu da bugün Arap Dede 'nin Şeyhi Nusret Efendinin zaviyesinde bulunan
Velayetname'de yazılı olduğı görülür.
PiR
SAiD BABA
Tepecik
mahallesinde bulunan zincirli kapı yanında ahşap türbesinde medfundur.
Türbesi bir ziyaretgahtır
ŞEYH MEHMET ŞEVKi
VE ETHEM BABA
Her ikisi de
Şeyh Eyyup mahallesinde Nakşibendi tarikatının Üveysiyye kolu
şeyhlerindendir. Çorum mütesellimi Abdüllatif Efendinin yaptırdığı ahşap
türbelerinden medfundur. Ethem Baba, hicri 1270 tarihinde vefat
etmiştir. Kabirleri ziyaret edilmektedir.
ŞEYH EYYUB SULTAN
Kendi adıyla
anılan mahalledeki kabristanda yatmaktadır. Şeyh Eyyub, aslen Çorumlu
'dur. Tanınmış tüccarlardandır. Ticari maksatla izmir'e gider, orada bir
kamil mürşitle karşılaşır. Ona intisab eder. Bu esnada şeyhi onun elinde
bulunan sermayesini denize atmasını emredince derhal emre uyup tüm
sermayesini denize atar. Bunun üzerine Çorum şehrine şeyhin halifesi
olarak tayin edilir. Memleketine dönüşünde Abdülbaki Paşa cami-i
şerifinin sofasında iki rekat namaz kıldıktan sonra evine gitmesi emr
olunur.
Dönüşte emr olunduğu şekilde namazını o camide kıldıktan
sonra sol tarafında denize attığı sermayesini tamamıyla hazır bulur. Bu
olayı bizzat kendisi, müritlerine nakletmiş olduğundan halk arasında
dilden dile dolaşmaktadır. Kabri halkın ziyaretine açıktır.
ŞEYH
KEREM ISSI
Asıl adı Hacı
Mustafa'dır. Hicri 1119 senesinde Rebiulahir ayının üçünde Pazartesi
günü vefat etmiştir. Şeyh Efendinin Şeyh Eyyüp mahallesinde bulunan Ömer
Dedeoğlu 'nun evinde kendi ikamet ettiği odasında makamı mevcuttur.
Pabuçları da Velipaşazadenin muhafazasındadır. Şeyh Kerem Issı halifesi
Elvançelebi köyü halkından Halil Efendi de, hicri 1169 senesinin
Rebiulahir ayının 23. günü vefat edince şeyhinin yanına defn edilmiştir.
ŞEYH SEYYiT YAHYA
EFENDi
Ulu mezarın
yakınında Kara Alioğlu Mustafa'nın evine bitişik ve yol kenarında
medfundur. Kabri ziyaretgahdır.
KARA ALiZADE
ABDURRAHMAN EFENDi
Süleyman
Feyzi Paşa hazretlerinin Çorum'da yapımını gerçekleştirdiği
kütüphanesinin tüm kitaplarının hafızı olarak meşhurdur. Sağlığında
duasını alabilmek için ziyaret edilirmiş. Vefatında vasiyyeti üzerine
Cami kebir yakınında bulunan kabristanın sağ yanına defn edilmiştir.
Çorum'un en bilgili alimlerinden ve Sultan 3. Selim'in hocalarından,
istanbul'da Eyyüb Sultan kabristanında yol üzerindeki türbede yatan
Çorumlu Damatoğlu Ebubekir Edip Efendi Hazretlerinin yazdığı edebi
kasidesine Kara Alizade Abdurrahman Efendi güzel bir şerh yazmıştır.
KARA
iSMAiL EFENDi
Kırklar diye
bilinen meşhur medresenin ilk müderrisidir Nakşibendi tarikatı
halifelerindendir. Medresede tefsir okuturken Araf suresine gelindiğinde
talebe ve müritlerine hitaben "Yahu Araf'ta kalalım" diye vefatını
işaret buyurduğu günün akşamında yatsıdan sonra vefat etmiştir. Dut Dede
civarında bulunan büyük kabristanın batı yanında medfundur. Kabri halen
ziyaretgahdır.
SADULLAH SAFi
Dud Dede
civarında büyük kabristanın sonunda medfundur. Kabri ziyaretgahıdır.
Gayet sezişli ve kasideleri, mükemmel divanı vardır.
HACER DEDE
Şeyh Eyyup
mahallesinde çavuşoğlu'nun evinde medfundur.
KADRi BABA
Şeyh Eyyup
mahallesinde Karaalemdaroğlu'nun evinde medfundur. Burasının Kadiri
tarikatının dergahı olduğu bazı evraklarda görülmüştür.
AKKUŞ
DEDE
Asıl adı
bilinmemektedir. Şeyh Eyyup Mahallesinde Kayışoğlu'nun evinde medfundur.
KARACA DEDE
Asıl adı
bilinmemektedir. Kunduzhan mahallesinde Tabakhane yolu üzerinde bir evin
bitişiğinde medfundur.
ŞEYH ABDULHAMiT
Pazar mahallesinde
Hamit Camiinin bitişiğinde Hamit Ocağı isimli yerde ahşap türbesinde
medfundur. Türbesi sürekli ziyaretgahtır.
ZEYNi DEDE
Bundede diye
meşhurdur. Sultaniye çarşısında Ölçekzadelerin evinde duvarın
bitişiğinde medfundur. Kabri halkın ziyaretgahıdır.
ŞEYH MEHMET BABA
VE KARDEŞi HACI HAFIZ
Şeyh Mehmet Baba,
Pembe Ömer diye meşhurdur. Nakşibendi tarikatının Üveysiyye kolundan
Turhal Şeyhi Hacı Mustafa Efendinin halifelerindendir. Keşfi açık,
kerameti bol bir zattır. Sonra Mevlevihane olarak kullanılan makamının
mescidi sahasında medfundur. Kendisinden inabeli diğer altı zat da aynı
yerde medfundur.
Turhal şeyhi Hacı Mustafa Efendi hazretleri, Mehmet Baba 'yı
Çorum şehrinde halife tayin ettiği esnada ona hitaben;
"Oğlum,memleketine vardığında evini kazasın. Bu tariki aliden bir
zatıalin in cesedi ortaya çıkar. Orayı ayin icra etme yeri edinesin."
buyurur. Bunun üzerine memleketine döndüğünde emre uyarak evini kazar.
Gerçekten bir zat-ı alinin cesedi ortaya çıkar. Bundan böyle bu kabrin
kıble tarafında bir yeri zikir icra mahalli edinmiştir. Sonra buraya bir
mescit yaptırmıştır. Kabrin üstüne de türbe inşa ettirerek Nakşibendi
tarikatının ayrıcı işaretlerini koymuştur. Daha sonra burayı eski Çorum
müftüsü Mehmet Hilmi Efendi tamir ettirdiğinde Mevlevi dergahına
çevirmiş ve Mevleviliğin ayrıcı işareti olarak yukarısına alcı kireçten
uzunca bir külah maketi yaptırmıştır.
HACI ALi BABA
Künyesi
Şerbetçizade diye bilinir. Halen Mevlevi dergahı olara kullanılan
Nakşibendiliğin Üveysiyye kolunun hankahında medfundur. Daha önce adı
geçen Yusuf Bahri hazretlerinin halifelerindendir. Sağlığında üzerine
türbe inşa edilmiştir. Ama Allah tarafından bu yıkılınca daha sonra dört
direk üzerine kar ve yağmurdan korunabilecek şekilde tavanı da bulunan
kulübe gibi güzel bir türbe yapılmıştır.
Hüseyin Gazi
Türbesi
Alaca'nın güneyinde,
Mahmudiye Köyünün yakınında yer alan yapı kompleksi, 13 yy.'a
tarihlendirilmektedir. Hüseyin Gazi Külliyesi; medrese, medresenin
girişindeki aşevi, doğusunda türbe, kuzeyinde havuz, avlunun kuzeyinde
çeşme ve kompleksin kuzeydoğusunda bugün depo olarak kullanılan
misafirhane yapısından oluşmaktadır.
Koyunbaba Türbesi
Osmancık ilçe merkezinde bulunan ve
Osmanlı padişahlarından Sultan II. Beyazıt zamanında 1469 tarihinde
yaptırılan türbe, yüksekçe bir tepe üzerinde kurulmuştur. Evliya
Çelebi'ye göre türbe alanında cami, yemekhane, ziyafet odası, konuk
evleri ve kurşun kaplı bir türbe yaptırılmıştır. Ancak, türbe dışındaki
yapıların bugün temelleri kalmıştır. Türbenin çift kanatlı, derin oyma
tekniği ile işlenmiş ahşap kapısı bugün çorum Müzesi'nde korunmaktadır.
Türbe 1989 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore
edilmiştir. |