ÇORUM MÜZELERİ 
 
    Çorum Müzesi

    Hattuşa'da 1906 yılında başlayan ilk bilimsel kazıları 1907 yllında Alacahöyük'te yapılan kısa süreli kazılar takip etmiştir. 1933 yılında Atatürk'ün talimatlarıyla Milli Kazılar döneminin başlamasının ardından, 1935 yılında başlatılan Alacahöyük kazısına verilen destek sonucu, aynı dönemde Merkez İlçedeki Büyük Güllücek, Pazarlı, sonraları Eskiyapar'da kazılara başlanmıştır. Bu merkezlerde yapılan çalışmalar sonucunda Alacahöyük'te olduğu gibi önemli sonuçlar alınmıştır.
    Alacahöyük, Hattuşa-Boğazkale ve diğer kazı merkezlerinden olumlu sonuçlar alındıkça, bu zenginliklerin kaynağı olan Çorum'da da 1937 yılından itibaren, dağınık olarak bulunan eserleri bir araya toplama ve Müze kurma çalışmaları başlamıştır.
    Alacahöyük, Hattuşa-Boğazkale, Pazarlı ve Kuşsaray gibi merkezlere ait buluntuların sergilendiği eski Müze Binası, 13 Ekim 1968 yılında açılmış ancak, son yıllarda arkeolojik kazılar sonucu elde edilen eserlerin yoğunluğu nedeniyle ihtiyaca cevap veremez duruma gelmiştir.
    1908 yılında inşaatına başlanan, 1914 yılında tamamlanan Yeni Müze Binası ise Sıhhat Mektebi olarak yapılmış, daha sonra Ziraat Mektebi ve Makina Meslek Yüksek Okulu olarak hizmet vermiştir. Binada bulunan kitabede :
    " 1332 Kanunu Evvel
    1335 Sefer 21
    Emraz-ı Umumiye Hastahanesi Çorum Sancağının Hakimiyetinden ahalisinin ve Evkaf-ı Humayun nezareti celilesinin izmar ve muavenetiyle inşa olunmuştur " yazılıdır. Bina, yeni Çorum Müzesi olarak 2003 yılında hizmete açılmıştır.
    19. yüzyıla has mimari özellik taşıyan Müze Binası, kumtaşından, bodrum kat dahil üç katlı olarak inşa edilmiştir. Bina, "Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı" olarak tescillenmiştir.
 

Roma Dönemi Seramik Eserler Vitrini
(M.Ö.30-M.S.395)

Roma Dönemi Pişmiş Toprak ve Bronz Heykelcikler (M.Ö.30-M.S.395)

    Alacahöyük Müzesi

    Çorum Müze Müdürlüğü'ne bağlı Alacahöyük Müzesi, Alacahöyük beldesinde yeralmakta olup, Çorum'a 45 km uzaklıktadır. Devam eden onarım çalışmaları nedeniyle Kültür ve Turizm Bakanlığınca 21.09.2001 tarihinden itibaren ziyarete kapatılmıştır.

    Boğazkale Müzesi

    Çorum Müze Müdürlüğü'ne bağlı olarak hizmet veren Boğazkale Müzesi Çorum'a 82 km. mesafede Boğazkale İlçe merkezindedir. 12 Eylül 1966 yılında açılan Müze, (Hattuşa) kazılarında açığa çıkan ve çevreden müzeye gelen eserlerin depo ve sergilenmesinin yapıldığı mahalli bir Müze konumundadır.
 

Tarihi Yerler ve Eserler


    Hattuşa 1986 yılından beri, UNESCO'nun "Dünya Kültür Mirası Listesinde", ayrıca burada bulunan çivi yazılı tablet arşivleri de 2001 yılından itibaren yine UNESCO'nun "Dünya Belleği listesindeli yer almaktadır. Bugüne kadar bulunmuş olan 31.519 adet çivi yazılı tablet halen istanbul' daki Müzeler (Eski Şark Eserleri Müzesi, Arkeoloji Müzesi), Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ile Çorum ve Boğazkale Müzelerinde korunmaktadır. Akadça ve Hititçe olan Boğazkale tabletleri, bir devlet arşivi belgeleri olarak kanunlar, antlaşmalar ve yazışmaların yanısıra dini ve edebi metinlerden oluşmaktadır.

    Hattuşa - Boğazkale

    Mısır, Babil ve Mitanni gibi Eski Doğu'nun büyük güçlerinden biri olan Hititler, yaklaşık M.Ö. 1200 yıllarına kadar Anadolu'nun büyük bir kısmına ve zaman zaman da Kuzey Suriye'ye hükmetmişlerdir. Bu imparatorluğun başkenti Hattuşa, çorum'un 80 kilometre güneybatısında, Boğazkale ilçesindedir. Bölge 1988 yılında Tarihi Milli Parklar statüsüne alınmıştır.
 

    Hattuşa 1834 yılında Frans'ız mimar Charles Texier tarafından keşfedilmiştir. Bu sadece Hattuşa'nın keşfi değil, tamamen unutulmuş olan Hititlerin keşfi olarak da algılanabilir. 1893-94'te Ernest Chantre'nin birkaç sondaj yapmasına ve ilk çivi yazılı tabletleri yayınlamasına kadar ki dönemde pek çok bilim adamı ve gezgin Hattuşa'yı ziyaret etmiştir. Müze-i Hümayun Müdürü Osman Hamdi Bey'in desteğini alan aynı müzenin konservatörü Theodor Makridi Bey, 1906 yılında ilk büyük çaplı kazıyı başlatır, zamanın

çiviyazısı uzmanı Assiriyolog Hugo Winckler'i de kazı heyetine alarak, burasının Hitit başkenti Hattuşa olduğunu tespit ederler. 1931-39 yılları arasında ve 2. Dünya Savaşı nedeniyle verilen aradan sonra 1952'de yeniden başlatılan kazılar, kesintisiz olarak Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından sürdürülmektedir.
    İlk yerleşim izleri, Kalkolitik (Taş) Çağ'a kadar (M.Ö. 5000) inmektedir. Kesintisiz yerleşmeye başlanılması ise, Eski Tunç Çağı'nın sonlarına (M.Ö. 3000) doğru olmuştur. Bölgenin yerli halkı olan Hattiler, burada bir kent kurup, Hattuş adını vermişlerdir.
    M.Ö. 20. yüzyıl'da Orta Dicle Bölgesi'nden gelen Assurlu tüccarlar, Hatti yerleşmesinin hemen dışında, bir Karum, (bir ticaret kolonisi) kurmuşlardır. Bu yıllarda Kaniş/Neşa'nın (Kayseri yanındaki günümüz Kültepe'si) denetimi altındaki, Assur Ticaret Kolonileri, Güneydoğu ve Orta Anadolu'ya yayılmıştır. Adının Hattuş olduğu bilinen bu yerleşimi M.Ö. 1700'lerde ilk Hitit Büyük Kral'ı Kuşşara'lı Kral Anitta yıkmıştır.
    Hitit yazılı kaynaklardan anlaşıldığına göre, I.Hattuşili'nin iktidara gelmesiyle (M.Ö.1665-1640) Hattuşa, Hititlerin başkenti olmuştur.

 


Potern(Tünel)
(M.Ö.13.yy)
    Hitit imparatorluk döneminde yani M.Ö 14 ve 13. yüzyıllarda, şehir yaklaşık olarak altı kilometre uzunluğunda bir surla çevrilmiştir. Daha geç bir imar evresinde bu suriarın önüne ikinci bir duvar daha örülerek kent daha sıkı bir savunmaya alınmıştır. Bu yeni sur üzerinde bulunan anıtsal şehir kapılarının çoğu günümüze kadar oldukça sağlam durumda gelmiştir. GÜney batıda, dış yüzünde aslan yontuları bulunan Aslanlı Kapı'yla, iç yüzünde, silahlı tanrının bulunduğu Kral Kapı, bunların en önemlileridir. Kentin güney ucundaki Yer Kapı' nın özel bir rolü olmalıydı. Burada 30 m.yüksekliğinde, 250 m. zunluğunda ve 80 m. genişliğinde bir toprak set oluşturulmuştur. Bu set üzerinden geçen kent surunun ortalarında Sfenksli Kapı yer alır. Bu kapının tam altında, Hattuşa'nın bugün içinden geçilebilen tek potern (tünel) vardır.71 m. uzunluğunda ve 3 m. yüksekliğindeki poternden geçilerek sur dışına çıkılmaktadır.

    Alacahöyük
 

    Çorum'un 45 km. güneybatısında, Ankara'nın 160 km. doğusundadır.
    Eski Tunç Çağı ve Hitit çağında çok önemli bir kült (dini tören) ve sanat merkezi olan Alacahöyük'te 4 uygarlık çağı açığa çıkartılmıştır.

    Alacahöyük'te 1. uygarlık çağı, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu-Osmanlı dönemleri , ile temsil edilmektedir. 1. kültür katta, Geç Frig çağında höyüğün her yanı iskan edilmiştir. Küçük evlerden oluşan bu kat, seramiğine göre, M.Ö. 650'den daha eski değildir.

    Mabedi; büyük yapıları, özel blok evleri, sokakları, büyük küçük su kanalları, şehir suru, biri kabartmalı ortastadlarla suslü sfenksli, diğeri poternli anıtsal kapılarıyla Hitit imparatorluk çağının müstahkem olmayan, düz Ovaya kurulan tipik temsilcisi höyüğün 2. kültür katını oluşturur.
    Kalker temel üzerine andezit bloklarla inşa edilmiş olan Sfenksli Kapının genişliği 10 metredir. O, bir yolla bağlandığı büyük mabedin anıtsal geçididir.
    Alacahöyük 3. uygarlık katını Eski Tunç Çağı (M. Ö 2500-2000) oluşturur. Hitit kültürüne kaynaklık eden kültürlerin önde geleni olan yerli Hatti uygarlığı'nın aydınlanmasında çok katkıları olan Alacahöyük Eski Tunç Çağı hanedan mezarları, bu çağın en önemli buluntularıdır. intramural mezarlar özel olarak ayrılmış bir alanda toplanmıştır. Dört yanı taşla örülmüş dikdörtgen mezarlar ahşap hatıllarla (kiriş) kapatılmış dmları üzerine kurban edilmiş sığır başları, bacakları yerleştirilmiştir. Altın, gümüş, elektrum, bakır, tunç, demir ve değerli taşlardan oluşan zengin ölü hediyeleri onların hanedana ait olduklarını göstermektedir. Çoğu altın, gümüş, kapların dövme, dökme, kakma teknikleri, altın mücevheratın ince süsleri uzun bir gelişmenin ürünleridir.
    4. kültür katını oluşturan Geç Kalkolitik Çağ ana toprak üzerine kurulmuş ilk uygarlıktır.
 

    Ortaköy - Şapinuva
 

    Hitit Devletinin önemli kentlerinden biri olan Şapinuva, (Ortaköy), Çorum' un 53 km. güneydoğusundadır. Çekerek nehri etrafında yer alan Göynücek Ovası ile Alaca Ovası arasındaki geçit üzerindedir.
    Hitit Çağında, hem siyasi hem de coğrafi konumu nedeniyle stratejik bir noktada yer alan şehir, önemli bir askeri ve dini merkezdir. Ortaköy kazılarında açığa çıkan ve sayıları 4.000'e ulaşan çivi yazılı tablet ve fragmanların (parça) oluşturduğu arşivde, Hititçe yazılmış olanların yanısıra Hattice, Hurrice ve Akadca yazılmış idari, askeri, dini ve fal

metinleri bulunmakta olup, bunların büyük bir kısmı Orta Hitit dönemine (M.Ö. 14. yy) aittir. Buradaki yazışmalardan Taşmişarri (III. Tuthaliya) - Taduhepa kraliyet ailesinin bu şehirde hüküm sürdüğü anlaşılmaktadır. Devam eden kazı çalışmalarında bugüne kadar A binası ismi verilen anıtsal idari yapı ve B Binası olarak adlandırılan ticari yapı açığa çıkartılmıştır.

    Hüseyindede Eski Hitit Kült Merkezi

    Hüseyindede, Sungurlu ilçesi, Yörüklü Kasabası'nın yaklaşık 2.5 km güneyinde yer alan bir tepedir. Bu tepenin güney ucundaki hafif eğimli arazi; Eski Hitit Dönemi yerleşim alanlarındandır.
    Hüseyindede'de bulunan önemli eserler kabartmalı vazolardır. Buradaki kült yapısında bulunan ve tümlenebilen her iki vazonun frizlerinde, müzik ve dans eşliğinde sürdürülen kült törenleri sahnelenmiştir. Hitit dini bayramlarında gerçekleştirilen dans ve müziğin önemli yer tuttuğu bu törenlerin konu zenginliği, yazılı belgelerden de bilinmektedir. Hüseyindede vazolarında, Hatti geleneğini sürdüren ve Fırtına Tanrısı'na tapınmada önemli yer tutan tasvirler bulunmaktadır. Vazolar, yazılı belgelerde anlatılan çeşitli bayram törenlerinin hikaye şeklinde tasvirine en uygun sanat eserleridir.

    Kapalıkaya Anıtsal Kaya Mezarı

    Çorum - Osmancık karayolunun kırkdilim mevkiinde yolun sağında, derin vadilerin oluşturduğu engebeli bir arazi üzerinde yer almaktadır.
    Hellenistik Döneme tarihlenmekte olup, (M.Ö. II. yy) komutan İKEZIOS'a aittir. Çay seviyesinden yüksekliği 65 m. dir.
 


Kapalıkaya Anıtsal Kaya Mezarı.
Hellenistik Dönem ( M.Ö. 2. yy)