Acı baldırcanı , kırağı çalmaz,
Acıkan doymam sanır,
Büyük dağın büyük dumanı
olur,
Çirkin bürünür güzel görünür
Çok söyleme arsız olur, aç
koyma hırsız olur
Çivi çiviyi; su sancıyı
söker
Değirmene vardım derdim
yanmaya, değirmen başladı çır çır dönmeye
Düşman düşmana küçük taş
atmaz
Deptim keçe sivrittim külah
oldu
Dolu testi su almaz
Dok
ne bilir acın halinden
Dabanı güneşletti, sakalı
yıldıza dikdi (Ölmek anlamında, ölüm)
Deliğine göre yama vurmalı
Dirgene dayanmayan porsuk
harmana gelmez
Dadanmış kudurmuştan
beterdir
Dert saklayanda kalır
Deniz
suyu gibi ne içiliyu ne geçiliyu
Dost dostun ayıbını yüzüne
söyler
Dil bir kulak iki;bir söyle
iki dinle
Deli ile getme yola, başına
gelir türlü bela
Dertsiz baş sokuda daş
Dilden gelen elden gelse
dağı dağ üstüne korlardı
Dilim seni dileyim dilim;
dilim senden çektiğim hep acı zulum
Dığdının dığdısı;dış kapının
düğdüsü
Deliye yel verirler;eline
bel verirler
Deve ile bulgur yeme üstüne
kusar
Emek olmadan yemek olmaz,
Güttüğü bir koyun; ıslığı
dağı tepeyi tutar,
İnsana güvenme ölür, ağaca
güvenme kurur,
Katranı kaynatmakla olur mu
şeker, cinsi bozuk olan cinsine çeker.
Sel ağzına yatma sel alır,
tepe başına harman dökme yel
alır,
Sinek pekmezciyi tanır,
Zemheri ya iti öldürür, ya
çiftçiyi güldürür, |